Vergisel Açıdan Ticari Alacaklar ve Dönem Sonu İşlemleri

Posted on 05. Eki, 2009 in: Vergi Usul Hukuku

Bu makale “Lebib Yalkın Mevzuat Dergisi, Sayı:61, Ocak 2009″ da yayınlanmıştır.

Özgür BİYAN

I. GİRİŞ

İşletmelerin süresiz olarak kabul edilen ömrü, faaliyet sonuçlarının tespiti amacıyla belli dönemlere bölünmektedir. Faaliyet sonuçlarının tespiti, işletme sahip ve ortakları, işletme yöneticileri, işletmeyle ilişkide bulunan kişi ve kuruluşlar ile devlet açısından önem taşımaktadır. İşletmelerin ömrünün belli faaliyet dönemlerine bölünmesi ve faaliyet sonuçlarının bu dönemler itibariyle tespit edilmesi, dönem sonu envanter ve değerleme işlemlerini zorunlu kılmıştır.

İşletmelerin bir yıllık faaliyeti ve bu faaliyet sonucunda oluşacak mali tablolar, dönem sonunda yapılacak envanter ve değerleme işlemleri sonucu ortaya çıkacaktır. İşletmelerin bir yıllık kar veya zararı ve bunun üzerinden ödenmesi gereken vergiler bu işlemlerle belirleneceğinden dönem sonu işlemleri ayrı bir öneme sahiptir.

Bu yazımızda dönem sonu işlemleri sırasında ticari alacakların vergi kanunları karşısındaki durumu ve muhasebeleştirilmesi üzerinde durulacak, uygulamacılara özet bilgiler verilerek ayrıntılardan kaçınılarak açıklanmaya çalışılacaktır.

II. GENEL OLARAK TİCARİ ALACAKLAR

İşletme varlıkları içinde yer alan ve ticari alacak olarak nitelendirilen alacaklar işletmenin ticari işlemleri sonucu oluşan alacaklardır. Ticari faaliyetle ilgili olmakla birlikte bir ticari işlem sonucu oluşmayan alacaklar diğer alacaklar grubu içinde gösterilir.

Ticari alacakların dönem sonu fiili envanterinin çıkartılması ilgili (borçlu) işletmelerle mutabakat sağlanarak yapılır. Dönem sonu itibariyle nedeni bulunamayan envanter farklılıkları tek düzen hesap planına göre 197 veya 397 no.lu geçici hesaplara kaydedilir. Ticari alacaklar vadelerine göre kısa ve uzun vadeli olarak ayrıştırılır, vadesi geldiği halde tahsil edilmemiş olanlar takibe alınır.

Bütün alacaklar mukayyet değer ile değerlenir. Mukayyet değer ölçüsü uygulanmadan önce bu alacaklar içinde şüpheli ve değersiz alacaklar varsa saptanır ve bunlar ilgili hesaplara aktarılır. Bankalar, bankerler ve sigorta şirketleri alacaklarını tasarruf değeri ile değerlemek zorundadırlar. Mevduat veya kredi sözleşmelerine dayanan alacaklar değerleme gününe kadar hesaplanacak faizleriyle birlikte dikkate alınır.

Dövizli alacaklar Maliye Bakanlığınca yayımlanan döviz alış kuru üzerinden değerlenir. Dövizli satışlardan doğan kur farkları aynı yılın sonuna kadar satış gelirleri hesabıyla ilişkilendirilir. Sonraki dönemlere ait kur farkları ise tek düzen hesap planına göre 646 veya 656 no’.lu hesaplara kaydolunur.

Değerleme işleminde hesaplanacak kur farkları için fatura düzenlenmesi ve KDV hesaplanması gerekmez. Dövizli satışlardan kaynaklanan kur farklarının faturası, dövizli alacağın tahsil edildiğinde düzenlenir ve bu faturada KDV hesaplanır.

Örnek: İşletmenin 2008 yılında yapılan ihracattan doğan dövizli alacaklarının değerlemesi sonucu 2.000 YTL kur farkı gideri, 2007 yılında yapılan ihracattan doğan dövizli alacaklarının değerlemesi sonucu 5.000 YTL kur farkı geliri oluşmuştur. Bunlara ilişkin muhasebe kaydı aşağıdaki şekilde olacaktır.

- 2008 yılında yapılan ihracattan doğan kur farkı gideri

———————————————— 31/12/2008 ————————————————-

612 Diğer İndirimler                                      2.000          

              120 Alıcılar                                                           2.000

——————————————————- / ——————————————————-

- 2007 yılında yapılan ihracattan doğan kur farkı geliri

———————————————— 31/12/2008 ————————————————-

120 Alıcılar                                                                           5.000

           646 Kambiyo Karları                                                                 5.000

——————————————————- / ——————————————————-

II. REESKONT UYGULAMASI

Senede bağlı alacak ve borçların değerleme günü itibariyle vadeleri henüz gelmemiş olanların değerleme günündeki değerlerine indirgemesine reeskont işlemi adı verilmektedir. Reeskont işleminden amaç, senede bağlı alacak ve borcun değerleme günü itibariyle net değerinin tespiti ve dolayısıyla dönem kar-zararının hesaplanmasında, tespit edilen net değerin dikkate alınmasını sağlamaktır. Cari dönem reeskont hesapları izleyen dönemde kapatılır.

Reeskont uygulaması ihtiyaridir. Banka, bankerler ve sigorta şirketleri tüm alacak ve borçlarını reeskonta tabi tutmak zorundadırlar. Alacak senetlerini reeskonta tabi tutan işletmeler, borç senetlerini de reeskonta tabi tutmak mecburiyetindedirler.

1. Reeskont Uygulamasının Şartları

- Alacak veya borç senede (bono, poliçe) bağlanmış olmalıdır.

- Senede bağlı alacak ve borç ticari bir ilişkiden kaynaklanmış, yani dönem kâr-zararının tespitine etki etmiş olmalıdır.

- Reeskonta tabi tutulacak senedin bir vade içermesi ve dönem sonu itibariyle vadesinin dolmamış olması gerekmektedir.

- Reeskont uygulaması yapılırken tüm alacak senetlerinin reeskonta tabi tutulması gerekir. Kısmi reeskont uygulaması gelir idaresince kabul edilmemektedir.

2. Özellikli Durumlar

- Vadesi henüz gelmemiş olan ancak senede bağlanmayan alacak ve borçlar reeskonta tabi tutulamaz.

- Hatır senetleri reeskonta tabi tutulamazlar.

- Vadeli çeklerin mali mevzuat uyarınca reeskonta tabi tutulma olanağı bulunmamaktadır.

- Kampanyalı satışlar nedeniyle fatura düzenlenmeden peşin olarak alınan alacak senetleri için reeskont hesaplanamaz.

- Avans niteliğindeki alacak senetleri için reeskont hesaplanmaz.

- Teminata veya tahsile verilen senetler şartları taşımak kaydıyla reeskonta tabi tutulabilir.

- Şüpheli alacak karşılığı ayrılmış senetli alacaklar için reeskont hesaplanmaz.

- Müflisten olan senetli alacaklar için reeskont hesaplanamaz.

- Alacak senedinin KDV dahil tutarı içermesi halinde; KDV dahil toplam tutar üzerinden reeskont hesaplanır. (Aksine görüşler de vardır.)

- Dövizli senetlerde reeskont döviz bedeli üzerinden hesaplanır. Sonra bu tutar kur değerlemesine tabi tutularak reeskont tutarına ulaşılır.

3. Reeskont Hesaplama Tekniği

Reeskont hesaplamasında iç iskonto yöntemi kullanılır. Alacak ve borç senetlerinde faiz oranı belirtilmişse üzerindeki yazan oran dikkate alınır. Belirtilmemişse YTL olarak düzenlenen senetlerde değerleme günü itibariyle geçerli olan T.C.M.B. kısa vadeli avans işlemlerinde uygulanan faiz oranı, dövizli senetlerde LİBOR esas alınır.

Reeskont tutarı aşağıdaki formülle hesaplanır (238 Seri No’lu VUK Genel Tebliğ).

F= A – [ A x 360 / (360 + M x T)]

(F=İskonto tutarı, A= Senedin nominal değeri, M= Faiz; oranı, T= Vade)

Örnek: (X) AŞ.’nin aktifinde 31.12.2008 tarihi itibariyle 120 gün vadeli 10.000$ (14.800 YTL olarak kayıtlı) tutarında alacak senedi bulunmaktadır. Senette faiz oranı % 10 olarak belirtilmiştir. (Dönem sonu $ kuru 1,40560 YTL/$).

Öncelikle reeskont tutarı dolar olarak hesaplanacak, sonrasında değerleme işlemi yapılacaktır. Buna göre reeskont tutarı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

Reeskont Tutarı = 10.000 – [ 10.000 x 360 / (360 + 0,1 x 120)]

Reeskont Tutarı = 322,58$

Reeskont Tutarı = 322,58 x 1.405,60 = 453,42YTL

Dövizli alacak senedinin değerleme işlemi

Senet Değeri: 10.000X 1,40560 = 14.056YTL

Kayıtlı Değer: 14.800

Kur Farkı Gideri =14.800-14.056 = 744YTL

- Dönem sonu reeskont hesaplaması

———————————————— 31/12/2008 ————————————————-

657 Reeskont Faiz Giderleri                                            453,42

                 122 Alacak Senetleri Reeskontu                                 453,42    

——————————————————- / ——————————————————-

- Dövizli senedin dönem sonu değerlemesi

———————————————— 31/12/2008 ————————————————-

656 Kambiyo Zararları                                                     744

               121 Alacak Senetleri                                                        744   

—————————————————— / ——————————————————- 

- Ayrılan reeskont tutarı izleyen dönemde kapatılır.

———————————————— 01/01/2009 ————————————————-

122 Alacak Senetleri Reeskontu                                              453,42

                 647 Reeskont Faiz Gelirleri                                              453,42   

——————————————————- / ——————————————————-

III. ŞÜPHELİ ALACAKLAR

Şüpheli alacak; belli karinelerle tahsilinin şüpheli hale geldiği kabul edilen alacaklardır. Şüpheli alacağın senetli veya senetsiz olmasının önemi yoktur. Şüpheli alacakların envanteri genellikle kayıtlar üzerinden yapılır.

Şüpheli alacaklar tasarruf değeri ile değerlenir. Şüpheli alacaklar bilânçoya mukayyet değeri (kur değerlemesi dâhil) ile kaydedilmekte ancak, tasarruf değerine indirgeyecek tutarda karşılık ayrılmakta ve bu karşılık da bilânço aktifine negatif unsur olarak kaydedilmektedir.

1. Şüpheli Alacaklar İçin Karşılık Ayrılabilmesinin Şartları

- Alacak ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmalıdır.

- Alacak hâsılat olarak kaydedilmiş olmalıdır.

- Alacak dava veya icra safhasında bulunmalıdır.

- Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmiş olmasına rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacak olması gerekir.

- Alacak teminatlı olmamalıdır

- Mükellef bilânço esasına göre defter tutuyor olmalıdır.

- Alacak değerleme günü itibariyle şüpheli hale gelmiş olmalıdır.

2. Özellikli Durumlar

- Şüpheli Alacak Karşılığının Ayrılacağı Dönem: Vadesinde ödenmeyen alacaklar için kanuni yollara hangi dönemde başvurulmuşsa alacak o dönemde şüpheli hale geleceğinden, karşılık da söz konusu dönemde ayrılacaktır. Alacağın vadesi ile kanuni yollara başvurulması farklı dönemlere rastlarsa, karşılık vadenin dolduğu yılda değil, gerekli kanuni şartın sağlandığı yılda ayrılacaktır. Bir başka ifadeyle, alacağın vadesi geldiği halde tahsil edilememiş olması karşılık ayırmak için yeterli değildir.

Şüpheli alacak karşılığı ayrılması ihtiyaridir. Mükelleflerin şüpheli hale gelmiş bulunan alacakları için karşılık ayırmamaları mümkündür. Alacağın şüpheli hale geldiği yıl karşılık ayrılmayan alacak için şüphelilik hali devam ediyorsa daha sonraki yıllarda karşılık ayrılabilir. Alacağın şüpheli hale geldiği dönemde ayrılmayan karşılığın sonraki dönemlerde artık ayrılamayacağını savunan görüşler de vardır.

- Verilen Avanslar: Avanslar için şüpheli alacak karşılığı ayrılması mümkün değildir.

- Kamu İdare ve Müesseselerinden Olan Alacaklar: Kamu idare ve müesseselerinden olan alacağın tahsil edilmemesi ve bu yüzden bir zararın oluşması ihtimali olmadığından bu tür alacaklar için prensip olarak şüphelilikten bahsedilemeyecek ve karşılık ayrılamayacaktır. Ancak, alacağın miktarı konusunda bir ihtilaf varsa tasarruf değerine göre değerleme yapılarak karşılık ayrılabilir.

- Hatır Senetleri ve Çekleri: Gerçek bir alış verişe dayanmayan ve amacı işletmelerin finansman ihtiyacını karşılamak olan hatır senedi ve çekler için şüpheli alacak karşılığı ayrılamaz.

- Konkordato Halinde Şüpheli Alacak Karşılığı: Konkordato sözleşmesi alacağın şüpheli hale geldiği anlamına gelmemekte; tam tersine alacağın belirli vadelerde ödeneceğini mahkeme kararı ile garantiye almaktadır. Bu nedenle, konkordato sözleşmesine tabi tutulan alacaklar şüpheli alacak sayılmamakta, dolayısıyla bu alacaklar için karşılık ayrılamamaktadır. Konkordato anlaşması ile tahsilinden vazgeçilen alacak kısmı, değersiz alacak olarak değerlendirilir ve doğrudan gider yazılır.

- İflas Halinde Şüpheli Alacak Karşılığı Uygulaması: İflas eden bir tacirden alacak vadesi gelmemiş, dava konusu edilmemiş dahi olsa kendiliğinden şüpheli hale gelir. Ancak, mükelleflerin alacaklarını iflas masasına kaydettirmeleri şarttır.

- Haciz İşlemi Uygulanan Alacaklar: Borçlunun borcunu vadesinde ödememesi üzerine mallarına haciz konulması, alacağın teminata bağlandığı anlamına gelmekte olup teminat altına alınan kısım kadar alacak için karşılık ayrılamamaktadır.

- Aciz Vesikasına Bağlanan Alacaklar: Aciz vesikasına bağlanan alacaklar için şüpheli alacak karşılığı ayrılabilir. Ancak bu alacaklar değersiz alacak olarak kabul edilemez.

- Katma Değer Vergisinden Kaynaklanan Alacaklar: Katma Değer Vergisi, ekonomik faaliyetlerin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkan, işletme alacaklarının bir unsurunu teşkil eden ve doğrudan doğruya mal veya hizmet tesliminden kaynaklanan bir alacaktır. Bu nedenle katma değer vergisinden kaynaklanan alacağın ilgili dönem kayıtlarına girmesi ve katma değer vergisi beyannamelerinde beyan edilmesi halinde şüpheli alacak karşılığı ayrılması mümkündür.

Örnek: (X) A.Ş.’nin 2008 yılı içinde dava konusu yapılmış 8.000 YTL değerinde senetli alacağı vardır. Değerleme gününde söz konusu alacağın tamamının şüpheli hale geldiği anlaşılmış ve karşılık ayrılmasına karar verilmiştir. Bu durumda yapılması gereken muhasebe kayıtları aşağıdaki gibi olmalıdır.

- Alacağın şüpheli hale gelmesi

———————————————— 31/12/2008 ————————————————-

128 Şüpheli Ticari Alacaklar                                        8.000        

         121 Alacak Senetleri                                                            8.000

——————————————————- / ——————————————————-

- Şüpheli hale gelen alacağa karşılık ayrılması

———————————————— 31/12/2008 ————————————————-

654 Karşılık Giderleri                                                    8.000     

       129 Şüpheli Ticari Alacaklar Karşılığı                                    8.000

——————————————————- / ——————————————————-

Örnek: Önceki dönemde karşılık ayrılarak gider kaydedilen 30.000 YTL alacağın 5.000 YTL’lik kısmı 10.08.2009 tarihinde tahsil edilmiştir. Söz konusu muhasebe kaydı aşağıdaki gibi olacaktır.

 

———————————————— 10/08/2008 ————————————————-

100 Kasa                                                                                 5.000

129 Şüpheli Ticari Alacaklar Karşılığı                                    5.000 

        644 Konusu Kalmayan Karşılıklar                                              5.000

       128 Şüpheli Ticari Alacaklar                                                        5.000

——————————————————- / ——————————————————-

IV. DEĞERSİZ ALACAKLAR

Değersiz alacaklar yargısal bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline olanak kalmayan alacaklardır.

Bilanço ve işletme hesabı esasına göre defter tutan bütün işletmeler değersiz alacak uygulamasından yararlanabilir.

Şüpheli alacaklar işletme bilânçosunda gösterilirken değersiz alacaklar işletme bilânçosunda gösterilmez. Değersiz alacaklar, bu vasfı kazandıkları dönemden itibaren artık takip edilmez, kayıtlardan çıkartılır.

 

Kanaat verici belge alacağın tahsilinin imkânsızlığını gösteren ve herkes tarafından kabul edilebilecek nitelikte bir delil olmalıdır. Şu belgeler kanaat verici vesika olarak kabul edilebilir.

- Konkordato anlaşması

- Alacaktan vazgeçildiğini gösteren mahkeme tutanağı

- Malvarlığı bulunmayan borçlu hakkında mahkemece verilmiş gaiplik kararı

- Malvarlığı bulunmayan borçlunun öldüğünü ve mirasçıların mirası reddettiğini gösteren belgeler

- Tasfiyeye tabi tutulmuş bulunan iflas kararı.

Aciz vesikasına bağlanan alacaklar değersiz alacak olarak kabul edilemez. Vade konkordatosu, alacağı vadeye bağlandığından şüpheli alacak karşılığı ayrılması veya değersiz alacak yazılması söz konusu olamaz. Hatır senetlerinin değersiz alacak olarak gider yazılması mümkün değildir.

Örnek:  Karşılık ayrılarak gider yazılan 5.000 YTL’lik alacağın tahsilinin imkansız hale geldiği mahkeme kararıyla kesinleşmiştir. Bu durumda yapılması gereken muhasebe kayıtları aşağıdaki gibi olmalıdır.

- Karşılık ayrılan şüpheli ticari alacağın değersiz hale gelmesi

——————————————————- / ——————————————————-

129 Şüpheli Ticari Alacak Karşılığı           5.000 

            128 Şüpheli Ticari Alacaklar                                         5.000

——————————————————- / ——————————————————-

 

Örnek: Tahsili imkansız hale geldiği mahkeme kararı ile kesinleşen 5.000 YTL’lik alacak için önceden karşılık ayrılmamış olsaydı yapılması gereken muhasebe kaydı aşağıdaki gibi olacaktır.

——————————————————- / ——————————————————-

689 Diğer Olağandışı Gider ve Zararlar                         5.000

                  121 Alacak Senetleri                                                  5.000

——————————————————- / ——————————————————-

V. VAZGEÇİLEN ALACAKLAR

Alacaklısı tarafından değersiz alacak niteliğine sahip olan alacaklar borçlu için de vazgeçilen alacak niteliğinde olacak ve Vergi Usul Kanunu’nun 324 üncü maddesinde belirlenen “Konkordato veya sulh yoluyla alınmasından vazgeçilen alacaklar, borçlunun defterlerinde özel bir karşılık hesabına alınır. Bu hesabın muhteviyatı alacaktan vazgeçildiği yılın sonundan başlayarak üç yıl içinde zararla itfa edilmediği takdirde kar hesabına naklolunur.” hükümlerine tabi olacaktır.

Konkordato veya sulh yoluyla vazgeçilen alacak tutarı, borçlu açısından kar hükmünde olup, borçlunun defterinde özel bir karşılık hesabına alınır ve üç yıl içinde zararla itfa edilmediği takdirde takip eden yıl kara aktarılır. Karşılık hesabında tutulmasındaki amaç; içinde bulunduğu mali zorluklar sebebiyle borcunu ödeyemeyen mükelleflerin vazgeçilen alacak tutarı üzerinden hesaplanacak verginin aynı dönemde ödenmesi sebebiyle zor durumda kalmalarını önlemektir. Bir nevi vergi ertelemesidir. Ancak üç yıllık bekleme süresi içerisinde borçlunun işi terki, ölümü ve kurumlarda devir halinde o yılın karına eklenmelidir.

Üç yıllık bekleme süresi içerisinde işletme faaliyetlerinin zararla sonuçlanması durumunda ortaya çıkan zarar tutarı öncelikle vazgeçilen alacaklar sebebiyle ayrılmış olan karşılıktan mahsup edilmelidir. Kaynağı ne olursa olsun geçmiş yıllara ait zararların vazgeçilen alacaklar sebebiyle oluşturulan karşılıklardan mahsup edilmesi mümkün değildir. 

Örnek: (A) A.Ş 2008 yılında müşterisi (B) A.Ş’ne 10.000 YTL tutarında mal satmıştır. Ödeme güçlüğüne düşen (B) A.Ş. Aynı yıl içinde konkordato ilan etmiştir. Konkordato anlaşması ile alacağın yarısının tahsilinden vazgeçilmiştir. Vazgeçilen 5.000YTL (A) A.Ş açısından değersiz alacak (B) A.Ş için ise  üç yıl süre ile pasifte bekletmesi gereken kardır.

- (A) A.Ş. tarafından yapılması gereken muhasebe kaydı aşağıdaki gibidir.

——————————————————- / ——————————————————-

689 Olağan Dışı Gider ve Zararlar                                       5.000

           120 Alıcılar                                                                             5.000

——————————————————- / ——————————————————-

 

- (B) A.Ş.’nin kayıtları

——————————————————- / ——————————————————-

320 Satıcılar                                                              5.000      
           549 Özel Fonlar                                                        5.000

——————————————————- / ——————————————————-

 

- Üç yıl içerisinde zararla itfa edilemeyen vazgeçilen alacaklar fon hesabından çıkarılarak gelir hesabına intikal ettirilecektir.

——————————————————- / ——————————————————-

549 Özel Fonlar                                                                     5.000                       

         679 Diğer Olağandışı Gelir ve Karlar                                      5.000

——————————————————- / ——————————————————-

 

VI. SONUÇ

İşletmelerin bir yıllık faaliyeti ve bu faaliyet sonucunda oluşacak mali tablolar, dönem sonunda yapılacak envanter ve değerleme işlemleri sonucu ortaya çıkacaktır. İşletmelerin bir yıllık kar veya zararı ve bunun üzerinden ödenmesi gereken vergiler dönem sonunda yapılacak işlemlerle belirleneceğinden mükelleflerin ve meslek mensuplarının bu konuya ayrı bir önem vermeleri gerekmektedir. Ticari alacaklar konusunda çalışmada ele alındığı üzere özellikli durumlar üzerinde dikkat etmekte fayda vardır.

Yorum Yaz

You must be giris yapin.

png